İyot yetersizliği dünyada yağmurların topraktan iyodu sürükleyerek uzaklaştırdıkları dağlı bölgelerde ve Orta Afrika gibi toprağın süzüldüğü iç bölgelerde yaygındır. Dünyada iyot bakımından en yetersiz bölgeler; Himalayalar, And Dağları, Avrupa Alpleri ve Çin’deki dağlık bölgelerdir. Dünyada yaklaşık olarak 1.5 milyar insan iyot yetersizliği olan riskli bölgelerde yaşamaktadır.

Toprağın iyot içeriğinin yetersiz olması, iyot metabolizmasını olumsuz etkileyerek toplumsal yetersizliklere neden olmaktadır.

Dünya Sağlık Örgütü 1999’da, 191 üye devletten 130’unda önemli boyutta iyot yetersizliği hastalıkları sorunu olduğunu, 740 milyon kişinin guatrlı olduğunu tahmin etmiştir. Bu da dünya nüfusunun % 13’ünü oluşturmaktadır. 1999’da 130 ülkeden 98’inin (% 75) tuz iyotlama yasası, 12’sinin de yasa tasarısı olduğu bildirilmiştir. İyot yetersizliği hastalıkları konusunda farklı bölgelere ait son veriler bu sorunun önemini daha iyi ortaya koymaktadır. Dünyada değişik bölgelerdeki guatr sorunları; Afrika’da % 20, Amerika’da % 5, Güney Doğu Asya’da % 12, Doğu Akdeniz’de % 32, Avrupa’da % 15 ve Batı Pasifik’te % 8’dir.

İYOT YETERSİZLİĞİ, HASTALIKLARI VE SONUÇLARI

Günümüzde iyot yetersizliği bireysel düzeyde değil toplumsal düzeyde değerlendirilmesi gerekir. İyot eksikliğinin neden olduğu klinik bozuklukların tümü “iyot Yetersizliği Hastalıkları” olarak adlandırılır. Bu bozukluklar büyüme ve özellikle beyin gelişimini ilgilendiren ve iyot proflaksisi ile önlenebilen bozukluklardır. Guatr binlerce yıldır, kretenizm ise birkaç yüzyıldır bilinmesine rağmen iyot yetersizliği ile ilişkilere 1813 yılında keşfedilmiştir. İyot yetersizliği önceleri sadece guatr yaptığı düşünülürken; geniş bir klik tablo oluşması nedeni ile Hetzel 1983 yılında “iyot yetersizliği Hastalıkları Terminolojisi” ‘nin kullanılmasını önermiştir. İyot eksikliği insanlarda ve hayvanlarda değişik klinik tablolar oluşturmaktadır. Yaşamın farklı evrelerinde iyot yetersizliğinin yol açtığı bozukluklar Tablo 1’de görülmektedir.

Tablo 1. Yaşamın Farklı Evrelerindeki İyot Yetersizliğinin Yol Açtığı Bozukluklar

Yaşam Evreleri

İyot Yetersizliğinin Yol Açtığı Bozukluklar

Fetus

Düşükler, Ölüm Doğum, Düşük Doğum Ağırlığı, Konjenital Anomaliler, Pernetal Ve İnfant Mortalitesinde Artış

Nörojenik Kretinizm ( Mental Fonksiyon Yetersizliği, Sağır-Dilsizlik, Spastik Dipleji, Şaşılık)

Miksödematöz Kretinizm (Cücelik, Mental Fonksiyon Yetersizliği)

Psikomotor Bozukluk

Yenidoğan

Yenidoğan Guatr

Hipotiroidi

Tiroid Bezinin Nükleer Radyasyona Karşı Duyarlılığında Artış

Çocuk ve Adölesan

Guatr

Hipotiroidi

Mental Fonksiyon Bozukluğu

Fiziksel Gelişimde Gecikme

Tiroid Bezinin Nükleer Radyasyona Karşı Duyarlılığında Artış

Yetişkin

Guatr (Soluk Alma Ve Yutma Güçlüğü Komplikasyonları İle)

Mental Fonksiyon Bozukluğu

Fiziksel Performansta Yetersizlik

İyotla İndüklenmiş Hipertiroidizm

Tiroid Bezinin Nükleer Radyasyona Karşı Duyarlılığında Artış

Tiroid Kanserinde Artış

Anne

Yetersiz Fertilizasyon

Preeklampsi

Postpartum Hemaroji

Anemi

Gebeliğin 15. Haftası ile 3 yaş arasındaki dönemde iyot eksikliğinin beyin ve merkezi sinir sistemi gelişimindeki değişiklikler geriye dönüşümsüzdür. İyot eksikliği olan bölgelerde bu nörolojik etkiler sonucunda çocuklarda 1015 puan daha düşük IQ ve düşük okul performansı görülebilir. Okul çocuklarına iyot takviyesi yapıldığında zeka test performansında gelişim rapor edilmiştir.

İyot alımının hızlı ve yüksek doz tüketildiği durumlarda; çok nadir olmakla birlikte İyotla-İndüklenmiş Hipertiroidizm (İİH) denilen bir yan etki görülebilir; bu da iyot yetersizliği hastalıklarından biri olarak kabul edilir. 1920’lerde; tuz ve ekmeğin yüksek doz iyotlanması ve iyotlu yağ kullanımının ardından ABD, Hollanda, Avusturya, Brezilya, Avustralya (Tazmanya), Ekvator ve son zamanlarda Zimbabve ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin de dahil olduğu ülkelerde İİH ortaya çıkmıştır.

Duyarlılığı olan bireylerde, alımın üzerinde iyot takviyesi, hatta normal fizyolojik konsantrasyonlar bile İİH riski taşır. Endemik İyot yetersizliğine bağlı hastalıklarından (İYH) etkilenen bölgelerde iyotlu tuzla hızlı tanışmaya bağlı olarak geçici bir fenomen olarak görülmektedir. İsviçre’deki uzun dönem iyot takviyesinin hipertiroidizmi azalttığı da bildirilmiştir. Tuz iyotlama programlarının toplum üzerindeki yararlarının (nadiren taşıdığı İİH riskine karşılık) sağlık üzerine çok olumlu etkilerinden dolayı mevcut yaklaşım; iyotlama programına devam etmek ve sağlık profesyonellerini İİH konusunda bilgilendirmektir.

İYODUN ÖNEMİ VE METABOLİZMASI

İyot, insan ve hayvanların normal büyüme ve gelişmesi için gerekli olan önemli bir mineraldir. İnsan vücudunda ortalama 20-30 mg kadar bulunmaktadır. Bunun % 75’i tiroid bezinde, kalanı ise mide mukozası, meme, uterus ve diğer dokularda bulunur. İyot tiroid bezinden salgılanan “triiyodotronin (T3)” ve “Tiroksin (T4)” hormonlarının bileşiminde bulunur. Kan dolaşımı ile hücrelere taşınan hormon, bazal metabolizma hızının denetiminde görev alır. Bu hormonların kandaki düzeyi hipofiz bezinden salgılanan Tiroid Stimule Edici Hormon (TSH) ile ayarlanır.

Günlük iyot ihtiyacının % 90’ı yiyeceklerden, % 10’u içme suyundan karşılanır. Yiyecek ve içeceklerle vücuda alınan iyodun yaklaşık % 50’si ince bağırsaklardan kana emilir. Kana emilen iyodun ortalama % 30’u tiroid bezi tarafından “troglobulin” olarak depolanır. Kalanı idrarla, çok az miktarda da gaita ve ter ile atılır.

İYOT GEREKSİNİMİ

DSÖ, UNICEF ve International Council for Control of Iodine Deficiency Disorders (ICCIDD) tarafından önerilen günlük alınması gereken iyot miktarları Tablo 2’de gösterilmiştir.

Tablo 2. WHO, UNICEF, ICCIDD tarafından Günlük Alınması Önerilen İyot Miktarları

Yaş

Günlük Alım (mikrogram/gün)

0-59 ay

90

6-12 yaş

120

12 yaş-yetişkin

150

Gebe ve emzikli kadınlar

200

Matür bebeklerde 15 μg/kg/gün, prematür bebeklerde 30 μg/kg/gün iyot alımı önerilmektedir. Prematürlerde üriner iyot kaybı daha fazladır. Anne sütü ve bebek mamalarında en az 10 μg/dl iyot bulunması gerektiği vurgulanmaktadır.

İYOT KAYNAKLARI

İyot başlıca toprakta bulunur, yağmurla ırmaklara ve okyanuslara taşınır. Okyanuslardan buharlaşarak yağmurla tekrar topraklara döner. Okyanus iyotun ana kaynağı olduğundan dolayı balık ve diğer deniz ürünleri zengin iyot kaynaklarıdır.

Sürekli tekrarlayan seller ve dağlık bölgelerdeki toprak erezyonu toprakta iyot yetersizliğine neden olmaktadır. Bu topraklarda yetişen bütün bitkiler yetersiz miktarda iyot içermekte, sonuçta besin tüketimi bu topraklarda yetişen yiyeceklere bağlı olan insan ve hayvanlar da iyodu yetersiz almaktadırlar. Bu nedenle deniz ürünlerinin düzenli olarak tüketilmediği ve iyotlu tuzun bulunmadığı bölgelerde, iyot alımı büyük oranda insanların yaşadığı yerdeki toprakta bulunan iyot içeriğine bağlıdır.

Yöresel içme suyundaki iyot konsantrasyonu da toprağın iyot içeriğinin bir başka göstergesidir. Genelde, iyottan yetersiz bölgelerde suyun iyot içeriği 2 μg/litrenin altında iken, iyotun yeterli olduğu bölgelerde 9 μg/litre ve üzerindedir. Tablo 3’de iyodu yeterli ve yetersiz olan iki bölgenin su ve yiyeceklerindeki iyot miktarları gösterilmiştir.

Tablo 3. Bazı Yiyeceklerin İyot Miktarları (mg)

Besin

Ölçü

Miktar (gm)

Guvatrsız Bölge(mcg)

Guvatrlı Bölge(mcg)

Su

1 çay bardağı

100

0.47

0.24

Süt

1 çay bardağı

100

4.15

2.50

Yumurta

1 adet

50

13.40

1.90

Tavuk

1 porsiyon

125

62.75

11.90

Et yemeği

1 porsiyon

100

3.00

1.30

Kurubaklagil

1 porsiyon

60

3.00

2.00

Beyaz peynir

1 kibrit kutusu

30

4.56

2.55

Ekmek

1 orta dilim

100

1.56

0.54

Ispanak

1 porsiyon

200

40.20

Elma

1 porsiyon

150

2.40

Kaynak: Baysal A. Beslenme 2014

İYOT YETERSİZLİĞİ HASTALIKLARININ EPİDEMİYOLOJİSİ

DÜNYADA İYOT YETERSİZLİĞİ

İyot yetersizliği olan bölgelerde yaşayan halk iyot yetersizliği hastalıkları riski altındadır. İyot eksikliği olan çevre; buzullar, şiddetli yağışlar veya seller içerisindeki iyodun yıkanmış ve gitmiş olduğu toprak ile karakterizedir. Bu durumlar, Himalayalar, Ant Dağları ve çin’deki geniş sıra dağların olduğu bölgelerde görülmektedir. Ayrıca Hindistan’da Bangladeş’te, Ganj Vadisi gibi sel felaketine açık bölgelerde de ağır iyot yetersizliği görülmektedir.

Dünya genelinde iyotça fakir çevrelerde yaşayan 1.6 milyar insan iyot yetersizliği hastalıklarına yakalnma riski altındadır. Bu rakam dünya nüfusunun yaklaşık % 30’unu oluşturmaktadır. Dünyada iyot yetersizliği hastalıkları 118 ülkede bir halk sağlığı sorunudur. Avrupa’da yaklaşık 140 milyon kişi risk altındadır. Dünya genelinde yaklaşık 700 milyon (dünya nüfusunun % 13’ü), Avrupa’da ise 100 milyon kişi guatrdan etkilenmiştir. Avrupa’da bunların 1 milyon kadarı zihinsel gelişim bozukluğu ve dünya genelinde 11 milyondan fazla kretenizm vakası bulunmaktadır. DSÖ bölgelerine göre guatr prevalansı Tablo 4’de verilmiştir.

Tablo 4. DSÖ Bölgelerine Göre Guvatr Prevalansı

Bölgeler

Genel Popülasyon

(milyon)

Guvatrdan Etkilenen Populasyon (Milyon)

Guvatr Prevalansı (%)

Afrika

612

124

20

Amerika

788

39

5

Güney-Doğu Asya

1477

172

12

Avrupa

869

130

15

Doğu Akdeniz

473

152

32

Batı Pasifik

1639

124

8

TOPLAM

5857

740

13

DSÖ’ye üye 192 ülkeden yapılan çalışmalara göre 2003 yılı guatr prevalansı % 15.8’dir. 2002 verilerine göre tüm yaş gruplarında nüfusun % 35.2’sinin, 6-12 yaş grubu çacukların % 36.5’inin medyan iyot düzeyleri 100 μg/L’nin altındadır.

Son yüzyılda, iyotlu tuz kullanımına ağırlık verilerek iyot yetersizliği ile mücadele edilmiştir. Bu yöntemle proflaksiye 1917 yılında Amerika birleşik Devletleri başlamış ve yıllar sonra 1980 yılında başarılı sonuçlar yayınlanmıştır. İsviçre, Hindistan, Meksika, Guatemala, Yunanistani Finlandiya gibi ülkelerde geçen on yıllar içerisinde tuzların iyotlanması ile guatr prevalansı anlamlı olarak azalmış ve endemik kretenizm rastlanmaz olmuştur. Buna rağmen, 1992 yılında gelindiğinde sadece Avusturya, İsviçre, Finlandiya, Norveç ve İsveç’ten oluşan beşi Avrupa ülkesi iyot yetersizliğini kontrol altına alabilmiştir.

TÜRKİYE’DE İYOT YETERSİZLİĞİ

Türkiye’de endemik guatr ile ilgili çalışmalar 1935 yılında Kemal Atay, 1948 yılında A.Rasim Onat tarafından yapılmıştır. 1956’da Eser’in yaptığı çalışmada; Kuzey Anadolu ve Isparta’da 3000 kişilik toplum taraması yapılmış, guatrın ülkemizde başlıca Batı Anadolu’nun iç kısımları (Isparta, Burdur), Batı Karadeniz (Kastamonu), Doğu Karadeniz (Rize, Giresun) olmak üzere üç bölgede endemik guatr olduğu belirtilmiştir.

1960 yılında Dünya Sağlık Örgütü’nün raporunda Türkiye’de guatrın ciddi bir sorun olmadığı belirtilmiştir. Ancak, Urgancıoğlu, Hatemi ve arkadaşlarının 115 yerleşim yerinde 73757 kişinin boyun palpasyonu yöntemi ile gerçekleştirdikleri ve 1988 yılında tamamlanan “Türkiye’de Endemik Guatr Araştırması” sonuçları, guatrın ülkemizde önemli bir halk sağlığı sorunu olduğu göstermiştir. Bu çalışmada guatr prevalansı % 30.5 olarak belirlenmiştir. Türkiye genelinde her üç kadına karşılık bir erkekte guatr saptanmıştır. Bu çalışmadan hesaplama yolu ile okul çocuklarında elde edilen prevalans % 35.6 olup, bu değer Dünya Sağlık Örgütü sınıflamasına göre ağır prevalans değeridir. Aynı çalışmanın bölgeler sıralaması ise; başta Karadeniz Bölgesi olmak üzere, sırasıyla Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz, İç Anadolu, Ege ve Marmara Bölgelerinin izlediği saptanmıştır. Kastamonu, Bolu, Malatya, Rize, Ordu, Kütahya, Artvin, Mardin, Konya, Zonguldak, Antalya, Edirne, Van, Çanakkale ve Hatay’ın ise guatrın en fazla görüldüğü 16 ilolduğu saptanmıştır.

1995 yılında, Sağlık Bakanlığı ve Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nün işbirliğinde guatrın yaygın olduğu 15 ilde palpasyon yöntemi ile gerçekleştirilen; 6-12 yaş grubu çocuklarda iyot yetersizliği hastalıkları görülme sıklığı ve iyotlu tuz kullanma durumu araştırmasında guvatr görülme sıklığı % 30.3 olarak saptanmıştır, Trabzon (% 68.5), Malatya (% 46.5), Bayburt (% 44.3) ve Kastamonu (% 35.3) sırası ile guatrın en sık görüldüğü dört il olarak belirlenmiştir..

İyot eksikliğine bağlı guvatr prevalansı; ulusal düzeyde 1988 yılında tüm popülasyonda % 30.5 bulunmuştur. Bu çalışmaya göre ülkemizin her bölgesinde sorunun endemik olduğu ortaya konulmuştur (Urgancıoğlu ve Hatemi, 1989). 1995 yılında 15 ilde 6-12 yaş grubu çacuklarda guatr prevalansı % 30.3 (Erkek: % 27.7, Kız: % 32.6) olarak bulunmuştur (HÜBDB/SB. 1995). Erdoğan ve arkadaşlarının (2009), 1997-1999 yılları arasında ultrasonla yaptığı taramada guvatr prevalansı % 31.8 olarak saptanmıştır. İdrarla iyot atımı medyan değerlerine göre ise, orta ve ağır düzeyde sorunu olan 14 il ve hafif düzeyde olan 6 il saptanmıştır. 2007 yılında, Türkiye iyot monitorizasyon, izleme ve değerlendirme çalışması sonucunda ilkokul çocuklarında idrarla medyan iyot atımı 107 mcg/L bulunmuştur. Medyan atımının popülasyonun % 50’sinde yeterli düzeyde olduğu belirlenmiştir. ( >100 mcg/L).

Türkiye Nüfus Sağlık Araştırması 2008 (TNSA 2008) verilerine göre sırasıyla; hane halklarının % 84.4’ünün iyotlu tuz kullandığı saptanmıştır. İyotlu tuz kullanımı açısından yerleşim yerlerine ve bölgelere göre önemli farklılıklar bulunmaktadır. Kırsal alandaki hane halklarının % 71.5’i, kentlerde bulunan hane halklarının % 89.9’u iyotlu tuz kullanmaktadır. İyotlu tuz kullanımı, Batı (% 83.5) ve Kuzey Anadolu (% 90.5) bölgelerinde, diğer bölgelere (Doğu: % 61.4, Güney: % 85,3) göre daha yaygındır. Özellikle İstanbul’da % 97.4 oranında iyotlu tuz kullanılmaktadır. GAP Bölgesi’nde ise hane halklarının % 57.8’i iyotlu tuz kullanmaktadır. Unicef tarafından 2012 yılında güncellenip yayımlanan raporda 2009 itibari ile ülkemizde evhalkının %68.9 iyotlu tuz kullandığı,genel populasyon içinde 22.626.000kişinin ve 419.000 bebeğin iyot yetersizliğine karşı korumasız olduğu bildirilmiştir.

Çetinkaya ve arkadaşlarının 2009 ylında Erzurum ilinde troid hastalığı bulunmayan, gebe olan ve olmayan kadınlardan temin edilerek Sandell –Koltholff yöntemi ile çalıştıkları spot idrar sonuçları bu ilde zorunlu tuz kullanılmasına rağmen iyot eksikliğinin (İE) hala ciddi bir sağlık sorunu olduğunu; ancak yine bu çalışmada İE nin hafif ve orta düzeyde olduğu gebelere iyot desteğine alınacak yanıtın umut verici olabileceğini bidirilmişlerdir.

İYOT A LIMI

Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması (TBSA) 2010, Sağlık Bakanlığı olanakları ile Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü ve Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi işbirliğinde yürütülmüştür.

Tablo 5’de Türkiye genelinde günlük ortalama iyot alımlarının; 2-5 yaş grubunda erkek çocuklarda 47.1 mcg, kız çocuklarda 44.0 mcg, 6-8 yaş grubunda erkek çocuklarda 51.1 mcg, kız çocuklarda 49.7 mcg, 9-11 yaş grubunda erkek çocuklarda 53.2 mcg, kız çocuklarda 52.2 mcg,12-14 yaş grubunda erkek çocuklarda 56.0 mcg, kız çocuklarda 52.1 mcg, 15-18 yaş grubunda erkek çocuklarda 68.2 mcg, kız çocuklarda 54.5 mcg, 19-30 yaş grubunda erkeklerde 67.3 mcg, kadınlarda 57.1 mcg, 31-50 yaş grubunda erkeklerde 73.8 mcg, kadınlarda 59.7 mcg, 51-64 yaş grubunda erkeklerde 68.3 mcg, kadınlarda 59.4 mcg, 65-74 yaş grubunda erkeklerde 64.4 mcg, kadınlarda 52.7 mcg, 75 ve üzeri yaş grubunda erkeklerde 54.6 mcg, kadınlarda 48.7 mcg olduğu görülmektedir. Yine aynı tabloda, Türkiye genelinde gebe kadınların günlük ortalama 66.4 mcg ve emziren kadınların günlük ortalama 65.7 mcg iyot aldıkları görülmektedir;ancak bu araştırmada diyetle alınan günlük iyot miktarı gerçek alım miktarını yansıtmamaktadır. Tuzla alınan iyot hesaplamaya katılmamıştır.

İYOT VE BİLİŞSEL GELİŞİM

İyot yetersizliği hastalıkları, iyot eksikliğine bağlı olarak tiroid hormonlarının yetersiz üretiminden kaynaklanan, büyüme ve gelişme üzerinden yaptığı çeşitli etkilerle belirlenen kapsamlı bir deyimdir. Bu etkiler, bireylerde ve toplumda her yaş grubunda görülebilmekte ve iyot eksikliğinin ortadan kaldırılması ile tamamen önlenebilmektedir.

İyot yetersizliği hastalıkları (İYH), birçok ülkenin sosyal ve ekonomik yönden gelişmesinde önem taşıyan ve dünyada görülen zihinsel gerilik vakalarının tek başına nedeni kabul edilen önemli bir halk sağlığı sorunudur. Bugün dünya’da en az 740 milyon kişi (dünya nüfusunun ≈ % 13’ü) İYH’ndan etkilenmektedir ve bunların yaklaşık 50 milyonunda İYH ile ilişkili olarak değişik düzeylerde beyin hasarları görülmektedir.

Tablo 5. Bireylerin Günlük İyot Alımları (mcg)( TBSA 2010)

İyot, tiroid hormonları olan triiodotironin (T3) ve tiroksin (T4) yapımında kullanılmakta olup iki hormon da büyüme ve beyin gelişimi için gereklidir. Gelişmekte olan organizma, iyot eksikliğinden en fazla anne karnında etkilense de, kronik iyot yetersizliğine bağlı tiroid hormonlarının yetersiz üretimi sonucu gelişen hipotiroidizm aynı zamanda tüm yaşlarda devam eden etkiye sahip olabilir. İyot yetersizliği, gebe kadınlarda düşüklere, ölü doğumlara, doğum ve doğum öncesi anomalilere, guatra; bebek ve çocuklarda büyüme geriliği, zeka geriliği, sağırlık, cücelik, guatr, tiroid bezinin çalışmaması(hipotiroidi) ve yeni doğan ile bebek ölümlerinde artışa; çocuklarda ve gençlerde guatra, büyüme geriliği, okul başarısızlığı, anlama ve öğrenmede güçlüklere neden olmakta ve zeka puanının akranlarına göre düşmesine neden olmaktadır. İyot yetersizliği yetişkinlerde ise guatr, hipotiroidi, zihin yeterli çalışmamasına ve güçsüzlüğe neden olur. Anne karnındaki bebekteki iyot yetersizliği, annedeki iyot yetersizliğinin bir sonucudur.

Hipotiroidli bireyler; nöbet, motor fonksiyon bozukluğu, demans, depresyon ve dikkat, görsel-motor planlama ve soyut düşünme bozuklukları gibi çeşitli istenmeyen etkilerle karşılaşabilirler. Bu durumdan en fazla etkilenenler çocukluk dönemlerinden erişkin yıllarına kadar doğum öncesi ve sonrası hipotiroidizm yaşayan bireylerdir. İyot yetersizliği olan bölgelerde yaşayan çocukların, iyot yetersizliği olmayan bölgelerde yaşayan çocuklara kıyasla düşük mental ve motor gelişim gösterdikleri bilinmektedir. İyot yetersizliği ile bilişsel gelişim ilişkisini araştıran 18 çalışmanın meta-analizi sonucu çocuklarda IQ:10-15 puan ortalama 13.5 puan düşük bulunmuştur. Bu çok öenli bir enerji ve zeka potansiyeli kaybıdır.

Okul çağı çocuklarda yapılan uzunlamasına izlemli çalışmalarda hepsi iyot almış ancak gebeliğin 6. Ayından önce iyot almış çocukların, gebeliğin son zamanlarında veya 2 yaşında iyot almış çocuklara oranla daha iyi motor ve bilişsel performans ölçüleri gösterdikleri saptanmıştır. Böylece doğum sonrası iyot yetersizliğinin çocukların bilişsel performansına olan etkilerinin, doğum öncesi etkilerinden daha belirgin olduğu görülmektedir. Bu nedenle iyotlu tuzun tüm yaş gruplarında tüketilmesinin sağlanması ve özellikle doğum yapacak yaştaki kadınların henüz doğmamış çocuklarının hipotiroidizmin kötü sonuçlarından korunması için son derece önemlidir.

İYOT YETERSİZLİĞİNİN ÖNLENMESİ

İyot yetersizliği ve buna bağlı sağlık sorunları ; içme suyunda , bitkisel ve hayvansal besinlerin üretildiği toprak ve suda iyot eksikliğinden kaynaklandığından, iyot alımını arttırmak ya da guatrojenlerin tüketimini azaltmak iyot eksikliği ile mücadelede etkili bir yoldur.

İyotlu tuzdaki iyodun kullanılabilirliği tüketici bazında çeşitli faktörlerin etkisiyle farklılık gösterebilir.

Bu faktörler; iyodizasyon sırasında eklenen iyot miktarı, iyotlu tuz içinde iyodun tuz yığını veya her bir tuz poşetine dağılımının yetersiz karıştırma nedeniyle eşit olamaması, tuzun saf olmayışına bağlı iyot kayıpları, paketleme, depolama ve dağıtım sırasındaki çevre koşulları, ev halkının yiyecek hazırlama ve pişirme sırasındaki iyot kayıplarıdır. Geçirgen poşetlerde iyodize tuzdaki iyot kaybı, sıcak ve nemli ortamda 6 aylık sürede % 30 ile % 80 arasında değişebilir.

SONUÇ

İyot Yetersizliği Hastalıkları’nın toplum ya da nüfus bazında eliminasyonu için bazı halk sağlığı stratejileri global olarak uygulanmıştır. Stratejilerden en evrensel olanı tuzun iyotlanmasıdır.

Ülkemizde 9 Temmuz 1998 tarihli resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren “Türk Gıda Kodeksi Yemeklik Tuz Tebliği” ile tüm yemeklik tuzların iyotla zenginleştirilmesi zorunlu hale getirilmiştir. Ancak gıda sanayisinde kullanılan tuzlar ise böyle bir zorunluluk gösterilmemiştir.

Ulusal Gıda ve Beslenme Stratejisi Çalışma Raporu’nda ulusal gıda ve beslenme politikaları kapsamında beslenme ile ilgili kısa vadeli önlemler içinde “iyotlu tuz üretimden tüketime kadar izlenmelidir” ibaresi yer almıştır.

İyotlu tuzdaki iyotun kullanılabilirliği tüketici bazında çeşitli faktörlerin etkisi ile farklılık gösterebilir. Örneğin iyotun her bir tuz poşetine yetersiz karıştırma nedeni ile eşit olmaması, tuzun saf olmayaşına bağlı iyot kayıpları, paketleme, depolama ve dağıtım sırasındaki çevre koşulları, ev halkının yiyecek hazırlama sırasındaki yanlış uygulamaları önemli düzeyde iyot kayıplarına neden olmaktadır.

Avrupa’da bir çok ülkede iyot yetersizliği sorununa çözüm amacı ile iyotlu tuz kullanımı dışında içme suyunun iyotla zenginleştirilmesi yoluna gitmiştir.

Bu bağlamda ülkelerin çoğu (Ukrayna, Azerbaycan Cumhuriyeti, Lituanya Cumhuriyeti, Polonya, Çek, Almanya, Macaristan, Rusya vb.) şişede iyonlu içme suyu yöntemini tercih etmiş ve ayrıca süt, kefir, ekmek ve yumurta gibi ürünlere iyon ilave etmiştir.

Örneğin Polonya’da suya iyot ilavesine litre başına 300 ve 500 μg’lik konsantrasyonlarda izin verilirken bu oran Çek Cumhuriyeti için 150-300; Yunanistan için 160; Macaristan için 100; Belarus için 100-800; Lituanya için 120-180; Rusya federasyonu için 40-125; Avustralya için 150 ve Ukrayna için litre başına 100 μg’dir. Tüm bu ülkeler ve diğerleri (Azerbaycan Cumhuriyeti, Almanya) seri iyonlu su üretimi için sertifika düzenlemektedir. Ayrıca WHO’nin tavsiyelerine göre (1994) gıdalarla maksimum iyot alımının günde 1 mg olması gerektiği de unutulmamalıdır. (1 kg vücut ağırlığı için 17 μg). Bu tavsiyeye göre Ukrayna’da litre başına 100 μg miktarında ve Çek Cumhuriyeti’nde litre başına 500-600 μg miktarında seri su üretimine izin verilmektedir. Buradan da Dünya Sağlık Örgütü normlarının kontrollü olduğu ve yaşam deneyimine göre kabul edildiği sonucuna varılmaktadır.

Rusya Bilim akademisi Besin Enstitüsü tarafından yapılan çalışmalarda (%30-40 Ca, % 80 İyot, % 80-100 Selenyum) gibi mikroelementlerin gıdalarda yetersiz olduğunu ve ülkede doğal iyotlu su (0,1 mgr/lt) üretiminin yararlı olduğu bildirilmiştir.

Yine Moskova’da 200 metre derinliklerdeki artezyen kuyularından elde edilen su iyot ve florla zenginleştirilip özel bir su üretilmiştir. Yine bu ülkede “Iodis-concentrat” olarak üretilen iyotlu içme suları çok daha yaygındır. Iodis-Concentrat, (Iodis Konsantre) TU U 14326060.003.98 “Iodis” bilim şirketinin ve ulusal ve uluslararası patent sahibi “Iark Kiev” Uluslararası Ticari Müessesinin bir ürünü olup, doğal artezyen suyundan elde edilen bir hidro iyot bileşiği kompleksidir. İyot ve iyot ilavesinin klasik ismi “iyon iyotsu” sistemi içinde hidrojen ilişkisi anlamlı olmayıp ancak “Iodis Concentrat” içinde oksijenle güçlü bağ bulunmaktadır. Bu da biyolojik aktiviteyi ve düşük konsantrasyonun yüksek özümleme kapasitesini ifade etmektedir.

Yukarıdaki örnekler yeterli iyot alımı sağlamada şişe içme sularına iyot ilave etme olasılığını da göstermektedir.

İçme suyunun Ukrayna’nın Kiev şehrinde yaşları 7 ile 17 arasındaki toplam 76 öğrencide uzun süre, sistemik iyotlu tuz kullanımının, organizmanın iyot doygunluğunu normale döndürdüğü guatrlı çocuk sayısının azaldığı için tiroid bezine olumlu etkisinin olduğu ve insan organizması için yan etkileri olmadığı bildirilmiştir. Sonuçta iyot yetersizliğinin (İYH) önlemesinde en etkili yöntem iyotlu tuz kullanımı olmakla birlikte iyodun çoğunun tuzun nakliyesi, depolanması, pişirme ve muhafazası sırasında kaybolduğu, ayrıca iyodun tuzun içinde eşit ölçüde dağılmadığı da bilinmektedir.

Günümüzde bulaşıcı olmayan hastalıkların görülme sıklığının azaltılmasında (Kardiyovasküler Hastalıklar, Hipertansiyon, Aşırı Tuz Tüketimine Bağlı Gastrointestinal Sistem Kanserleri vs.)DSÖ günlük tuz tüketiminin 5 grama indirilmesini önermektedir. Bu yazılarda dikkate alındığında doğal ve koruyucu tedbirlerle korunan su taşıyan katmanlardan elde edilen temiz, mikrobiyolojik ve kimyasal yönden insan organizması için uygun olan kaynak sularının iyotla zenginleştirilmiş formlarının toplumun iyot gereksinimine katkıda bulunacak ve marjinal iyot eksikliğinin önlenmesine yardımcı olacaktır.

KAYNAKLAR

1- Aghini-Lombardi F, Antonangeli L, Pinchena A. Iodine Deficiency In Europe. National Report on Iodine Status in West-Central European Countries. Journal of Endocrinological Investigation 2003; 26(9):1-62

2- Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nükleer Tıp Anabilim Dalı. Türkiye’de Endemik Guatr, Yayın No: 14, İstanbul, 1998.

3- Depertment of Nutrition for Health and Development World Health Organization. Progress Towards The Elimination of Iodine Deficiency Disorders-IDD, Geneva, 1999.

4- DPT, Ulusal Gıda ve Beslenme Stratejisi Çalışma Grubu Raporu (Ulusal Gıda ve Beslenme Eylem Planı I. Aşama Çalışma eki ile) İktisadi Sektörler ve Koordinasyon Genel Müdürlüğü. Yayın No DPT: 2670, Mart 2003.

5- Dünya Sağlık Örgütü, Sağlık 21. Çeviri Ed. Öztürk Y, Günay O. Erciyes Üniversitesi Yayınları. No. 126; Kayseri 2000.

6- Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü, T.C. Sağlık Bakanlığı. “Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması 2003”. Ankara, Türkiye,2004.

7- Kamel N. Tiroid Bezi, Hormonları ve Hastalıkları Hakkında Genel Bilgiler. İçinde: Erdoğan G. Klinik Endokrinoloji. Ankara: Antıp Yayınları; 2003. s 67-81.

8- Köksal O. Gıda ve Beslenme. Kayseri: Erciyes Üniversitesi Yayınları No: 130; 2001.

9 –Köksal O. Toplum Beslenmesi Ders Notları. Hacettepe Üniversitesi Toplum Hekimliği Anabilim Dalı, 1979.

10- Sağlık Bakanlığı AÇSAP Genel Müdürlüğü Ve UNICEF Türkiye Temsilciliği. Sağlık Bakanlığı İyot Yetersizliği Hastalıklarının Önlenmesi ve İyotlu Tuz Programı, İyot Yetersizliği Hastalıkları ve İyotlu Tuz Rehberi. Ankara: 2000.

11- Friptuleac G, Bejenari V, Bejenari O. İyot Eksikliği Hastalıklarının Önlenmesinde Mevcut Durum Değerlendirmesi. Journal of Hygiene and Public Health 2009; 59 (1). (Rusça’dan Türkçe’ye Tercüme Edilmiştir).

12- Rapor- Kravchenko V. I., Jodis Suyu Tüketiminin Okul Çağındaki Çocuklardaki İyot Eksikliği Göstergelerine Etkisi. Ukrayna Tıp Bilimleri Akademisi Yayınları: 2001. (Rusça’dan Türkçe’ye Tercüme Edilmiştir).

13- UNICEF, Child info: Monitoring the situation of children and women. www.childinfo.org (Accessed on 1 March 2012). New York, United Nations Children’s Fund.

14- TÜBİTAK, Çetinkaya K., İngeç M., Çetinkaya S., Kaplan İ. Iodine deficiency in pregnancy and in women of reproductive age in Erzurum, Turkey. Turk J Med Sci. 2012; 42 (4): 675- 680.

15- Aykut M. İyot Yetersizliği, Toplum Sağlığı. Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Bölümü Yayını. Kayseri, 2012.